Ahlen, 28.01.2009
Almanya ve Türkiye’de Eğitim Sistemi Üzerine
 
Egitim ve öğretim,bir ülkeye geleceğini vaad eden ,olmazsa olmazların ilk şartıdır.Eğitim ve öğretimi gerçekleştirecek eğitimcilerin,öğretim görevlilerinin iyi ve kaliteli yetiştirilmeleri ön koşuldur.Sanırım bu konuda herkes hemfikirdir.
 
Aklın ve mantığın yolu birdir.Bilim esastır,kılavuzdur.Yolu bilim ve ilimden geçmeyen hiçbir öğreti gerçek bir öğreti olamıyacağı gibi mutlak ve mutlak sapmalar yol açacaktır.İlim bir ışıktır,etrafını aydınlatır.
 
Birçok hadislerimiz de buna işaret ediyor: „İlim Çin’ de de olsa öğren.“
 
                                                                    „Beşikten mezara kadar öğren.“
Daha benzeri hadis ve atasözleri ile örneklendirmek mümkün.
 
Esas ana konumuz , her iki ülkedeki eğitim ve öğretim konusuna değinmek istiyorum burada.Öncelikle eğitimin üç ayağı olan okul,aile ve çevreden bahsedelim:
Temel eğitim Almanya’da on yıl olup bunun ilk dört yılı ilkokul geri kalan altı yılı da tamamlayıcı olarak „Hauptschule ,Realschule, Gymnasium veya Gesamtschule’de“ devam eder.Bazı eyaletlerde ilk dört yıl altı yıla kadar devam edebilir.
 
Dördüncü sınıfın ilk yarısından itibaren öğrencilerin bu dört okuldan hangisine devam etmesi gerektiğine sınıf öğretmenleri ile birlikte veliler karar verirler ve bu kararlar çoğunluk tavsiye niteliğindedir.Bu aşamada bizim velilerin yetersiz olduğunu söyleyebilirim.
 
Okulların tam olarak Türkçe karşılığı olmadığı için biraz açıklama gereğinin zorunlu olduğunu belirtmeliyim.
 
Hauptschule,egitim ve öğretimde fazla başarılı olamayan öğrenciler için tavsiye edilir.Öğrencinin zeki olması yeterli olmayabilir,başarısını karnesi ile isbat etmesi gerekir.Her ne kadar dilimize ortaokul olarak tercüme edilse de tam olarak karşılığı değildir.Maalesef,çocuklarımızın yüzde altmışı ile yüzde sekseni bu okullara devam etmektedir.
 
Realschule,biraz daha başarılı öğrenciler için tavsiye edilir,teknik okullara öğrencileri hazırlar ve bu okulu başarıyla bitiren öğrenciler üniversite hazırlık sınıflarına devam etme hakkı doğar.Bu okula başlayıp da ayrılmak zorunda öğrencilerimizin sayısı azımsınmayacak kadar fazladır.Bu okul tipinin de tam olarak Türkçe karşılığı yoktur.
 
Gymnasium,tam olarak bizde eski klasik liselerin onuncu sınıfına (lise II) kadar olan kısmını görebiliriz.Ortalama olarak her ders yılında yüz çocuğumuzdan on-onbeşi yazılır,başarılı olamıyanların bir kısmı geri hauptschuleye gönderilir.
 
Gesamtschule,yukarıda saydığımız he üç okulun karmasıdır.Okul yöneticileri müracaatta bulunan velilerin çocuklarından müsavi bir şekilde her üç okul tipi öğrencilerini kaydederler.
 
Gesamtschule ve Gymnasiumu onuncu sınıfını başarıyla bitirenler üniversite hazırlık dönemine başlarlar.Hazırlık dönemi 11. – 12. ve 13. sınıflarında kurslara seçmeli derslere katılırlar.Bu seçmeli dersleri tercih edeceği üniversite ve branşına göre yapar.
 
12. ve 13. ders yılı tamamen üniversiteye hazırlık dönemidir.Bu döneme abitur denir.Öğrencinin her iki ders yılında derslerden alacağı not ortalamasına göre üniversiteye devam etme hakkını elde ediyor.En iyi not ortalaması olan öğrenci istediği üniversiteye hemen kaydolabiliyor.Not ortalaması iyi olmayan öğrenciler de bekleyerek mutlaka bir üniversiteye kayıt yaptırabiliyor.Üniversiteye yazılabilmek için ülkemizde olduğu gibi özel dershanelere yazılması gerekmez.Zaten her öğrencinin de üniversiteye gitmesi şart değil.
 
Üniversiteye gidemiyen öğrenciler için de meslek yapma imkanları var ve meslek eğitimi almayan gençlerin hem iş piyasasında şansları az,hem de kazançları oldukça düşük.Ortalama olarak meslek eğitimi üç ile dört yıl sürer ve sonunda sınava tabi tutulurlar.Bu meslek eğitimi bizdeki sanat okullarının karşılığı değildir.Sanat okullarının seviyesi oldukça yüksektir.
 
Bizim çocuklarımızın genelinde başarısız olduğunu kabul etmemiz gerektiğini belirtmek zorundayım.Nedenlerine gelince,başta çocuklarımızın hala dil sorunu,velilerin yeterli Almanca bilmemeleri ve gereken ilgiyi okula gösterememeleri,eğitim sisteminin tam olarak kavranamamış olması,içinde yaşadığımız toplumun insanlarına göre aşırı duygusal olmamız,velilerin burada görev yapan Türk Öğretmenlerinden gerektiği kadar yararlanamaması,belki öretmenlerin bizim çocuklarımız hakkında önyargılı olmaları,ama isbat etmek zor,kaldı ki her şeye rağmen okumak isteyeni kimse de engelleyemez ve benzeri nedenlerden dolayı genelinde arzu edilen başarıyı hala yakalayamadık.
 
Burada,biz Türk Öğretmenlerini bu sorumlulukten soyutlamıyorum.
 
Yemişli yılların Türkiye’deki eğitim sistemini biliyorum,bugünün eğitim sistemi hakkında her ne kadar fazla vakıf değilsem de pek de önceki yıllara göre olumlu gidişatın olduğunu söyleyemem.Değişik ortamlarda eğitici arkadaşlardan duygularım bu yönde.
Sonuç olarak, bir ülkenin geleceğini, o devletin geleceği olan çocuklarına vereceği kaliteli eğitim belirler.
Her mesleğin ve branşın eğitimi vardır.
Mustafa Dumlu

Please publish modules in offcanvas position.