Ahlen, 27 Temmuz 2012
İvriz’in Verdikleri - Kazandırdıkları – İvriz’i Anlamak
 
Köy enstitüleri „Türk Patentli „ ülke şartlarına göre uyarlanmış bir eğitim sistemidir.
Öğretmen Okulları, her ne kadar köy enstitüleri kaldırılmış olsa da devamı sayılır. Ben ve benim gibi öğretmen okullarında okumuş arkadaşları şanslı sayıyorum böylesi bir sistem içinde yoğrulduğumuzdan dolayı. Gerek köyümüz Gaybi gerek diğer civar köylerin şansı da okulumuza yakın olması, nasibini almış olmalarıdır.
 
Çocukluk yıllarımda okul binalarının yapılışı, öğretmenleriyle ve idarecilerle beraber öğrencilerin bizzat çalışarak nasıl emeklerin verildiğine o günleri yaşayan büyüklerimiz tarafından anlatılırdı. Bütün bu çalışmaları bire bir yaşayan köylülerizin tembel kalmaları düşünülemez ve de gerçekten o günün Gaybi Köylüleri de çok çalışkandı. Köy enstitüleri hakkında yapılan olumsuz propogandalara rağmen köylülerimiz hiç bir zaman negatif olarak etkilenmemiş, tam tersine kamçılanmış daha da yakın hissetmişler okulumuza karşı. Bütün bu anlattıklarıma ben kendim şahidim, yaşadıklarımı yazdım.
 
Para-maddiyat elbette öncesinde de günümüzde de bir değerdir ancak paradan, ekenomik değerlerden öte olan değerleri biz İVRİZLİER yaşadık sanıyorum.
 
Paylaşım : Evet, hepimiz iyi veya iyi olmayan bir çok şeyleri paylaştık. Bir sigarayı iki-üç kişi mi içmedik, veya birbirimizin hatırına dayak mı yemedik, hababam sınıfları oluşturduk yoktan bir şeyleri yarattık, yetmiş öğrenci bir yatakhaneyi paylaştık, haftada iki gün folklor oynadık, bazan birbirimizin yemeğini  yedik ama kavga yapmadık, parasız kalan arkadaşlara yardım ettik, her şeyden önce birbirimizi aşağılamak yerine sahiplendik, daha neleri neleri paylaştık paylaştık……öğretmen ve idareci kadrosuyla aynı yemekleri yedik………
 
Ziraatte çalıştık çiftçi ve köylüydük köylü olduk, gayet ciddi olarak beden eğitimi dersleri aldık sporcuyduk, müzikhanede dersler yaptık mandolinler çalarak müzikçi olduk, fizik ve kimya labarotuvarında deneyler yaptık meraklarımızı giderdik, guruplar halinde hafta sonları Ereğli’ye giderek bazı bazı kabadayılıklar yaptık, en güzel bayramları özellikle 19 Mayısları Ereğli halkına sunduk,iş-bilgisi derslerimizde beceriler kazanarak günlük yaşamımızda uyguladık, gittiğimiz köy okullarında tamircilik mi yapmadık.
 
Başta rahmetli, büyük eğitimci, arkadaş, idareci ve öğretmenimiz Mustafa Karataş olmak üzere çok değerli meslek dersleri öğretmenleri sayesinde mesleki bilgiler edindik, öğrendik ve karakterimizi kazandık. Yabancı dil hariç her yemekten tatdık, çelimsiz, dünyadan bihaber bizler kendi yolunu çizecek, halka hizmet verebilecek durumlara geldik, birer idealist öğretmen adayları olarak hizmete başladık.
 
Evet, köy enstitüleri bir sistem ve bu eğitim sistemi kısa zamanda kendini her yönüyle isbat etti. Günümüzde reşit yaşta olan birçoklarının üstlenemediği sorumluluk duygusunu yaşayarak öğrendik. Sorumluluk, sorumsuzluk, mideden konuşma, daha birşeyler ortaya koymadan sorgulamak, ille de sorgulayarak bir hesabın peşinden gitmek. Evet, bizler sorumluluk duygusunu daha okula başladığımız ilk günden itibaren almaya-öğrenmeye başladık.
 
Nöbetçi öğretmenlere parelel olarak haftalık nöbetçiliği yaptık. Yemekhane nöbeti, müzikhane nöbeti, iş-bilgisi nöbeti, kimya ve fizik labarotuvar nöbeti,fırın nöbeti gibi nöbetçilikler yaparak sorumluluklar üstlenebildik.
 
Eğitim sistemi üretkenlik esas alınarak düzenlenmiş, bu sayede günümüz eğitim sistemine göre çok farklı eğitildik ve farklılıklarımızın varolduğunu biliyoruz. Geri bıraktırılmış toplumlarda toplum bilinçsizce bir tüketiciliğe alıştırılıyor, insanların hesapları tüketime yönelik olunca insan ilişkilerinde kalite de düşüyor.
 
Yirmi iki sene Almanya’da mesleğimde çalıştım, rahatlıkla söyleybilirim ki meslek hayatımda Alman meslektaşlarımdan geri kalmadım. İvriz’de bizlere verilen kırk sene önceki eğitimin icraatını burada rahatlıkla yapabildim. Elbette kırk sene de çok şeyler değişti, köprünün altından çok sular geçti, bazı sular-dereler de kurudu bu arada. Zamanını yaşadığımız İVRİZ günümüz şartlarına ( daha doğrusu İvrizler-Enstitüler) göre uyarlanabilirdi, hepmizin bildiği üzere önce Köy Enstitüleri ve ardından Öğretmen okulları kapatılmalıydı. Çıkar çevrelerin ve kapitalistlerin çıkarlarına ters düşen bu eğitim yuvalarını elbette yok edeceklerdi. Aradan uzun yılların geçmesine rağmen İVRİZLER yaşıyor……
 
Gönül isterdi ki bütün bu arzular bir çatı örgütü altında toplanarak yurt çapında eğitim savaşı verilebilsin………
Mustafa Dumlu
 

Please publish modules in offcanvas position.