SAVAŞ ve ÇlĞlRTKANLARl      Ahlen, 10 Eylül 2013
 
Savaş ne demektir…..
Her nedense çocukluk yıllarımdan kalma bir çağrışımdır.
Aklıma hep korku, ölüm-öldürme ve öldürme gelir. Bu kelimeler korkunç kelimeler olup küçüklerin yanında konuşmamak gerekir. Zira tazecik o fidanların günahsız sevgi dolu beyinlerine bu kelimeleri hiç değil çocukluklarında bari yerleştirmemek gerekir.
 
Çalışanların savaşı ; karın tokluğunadır. Zaten bir insan ömrü boyunca değil sekiz saat, günün yarısını çalışsa anca evini geçindirebilir. Bu sözler bana ait değil. Yaşadığım şu Almanya’da zaman zaman Alman TV kanallarında ülkedeki son yıllarda ortaya çıkan yeni bir alt tabaka ve bu kesimin hemen hemen açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiğini açık açık tartışıyorlar ve söylüyorlar. Rakamlar beni ürkütüyor. Altı ile on milyon insanı kapsıyor. Ha, bu insanlar aç mı kalıyor, asla…..Devlet yardımı ile dilenci hayatı yaşıyor ama….!!!!!! Ufak bir yamukluğun olursa bu yardım hemen kesilebiliniyor…..Öreğin, kira yardımı ve benzeri yardımlar….Yani vatandaş ömür boyu devlete boyun eğmek zorunda….
 
Ülkemizi tam olarak analiz edecek konumda değilim ama izinlerimde yaşadığım : maalesef insanlarımızın çoğunluk bir barut fıçısı misali patlamaya hazır. Çok şükür ezanlar okunuyor, insanlar istediği kadar ve şekilde ibadetini yapabiliyor, her taraf güllük gülüstanlık. Bizim o eskiden yaşadığımız yoksulluktan, fukaralıktan hiç mi hiç eser yok, ama bir mutsuzluk okuyorum insanların yüzünden, patlamaya-bahaneye hazır insanlar görüyorum insanların hareketlerinden. Bir tarfta gayet naziklik, nezaket diğer tarfta zıddı bir yaşam….!!!!
 
Ben kendi yaşadığım dönemi bugün de yaşansın istemiyorum onu demek istemiyorum ancak değişimlere karşılık baki olan anlayış ve yaşam türleri halen geçerlidir. Yani çıkar ve menfaat bir kanser hastalığı gibi toplumun her kesimini sarmış, dini ve siyasi görüşü – yaşam şekli ne olursa olsun…..Kısacası maddiyata dua edilir hale gelmişiz.
 
Buraya kadar yazdıklarımın „savaş ve savaş çığırtkanlığı“ ile ne alakası var…..
 
Kurt-kuzu (koyun) hikayesini hepimiz biliriz. Akan suyun alt tarafından su içen kuzuya kurt: Suyumu bulandırıyorsun demiş, kuzu böyle birşeyin mümkün olamıyacağını söylese kurt ağzından baklayı çıkarmış ve demiş : „Ben onu beşi bilmem, seni yiyeceğim“
 
Güncel olarak hepimiz Suriye konusu ile ilgileniyoruz. Kimimiz Hafız Esad’ı kimimiz muhalifleri tutuyoruz. Birincisi ; bu ölen insanlar insan, vuranlar da insan…..Üstelik herkes Allah adına vuruyor kırıyor…..Aslına bakacak olursak ; bütün dünyada hemen hemen bu karmaşalar, vurmalar, kırmalar, öldürmeler ve ölmeler halkının ezici çoğunluğu olan müslüman olan ülkelerde yaşanıyor. Neden,……!!!!!Neden……düşünmemiz gerekmez mi ? Avrupada ve siyaseti yakından izleyen biri olarak ; bu durumlarımıza gülen sevinenleri hep izliyor ve görüyorum. Ne yazık ki……
 
Kimlerin ve hangi ülkelerin kesesi doluyor, nemalanıyor…..!!!!!!
 
Karmaşanın yaşatıldığı ülkelerde elbette ölenle de vuranlar da aynı toprakların insanları, aynı imana, inanışa sahip olan insanlar. Ne oluyor, en fazla kadınlar ve çocuklar bu dramı yaşıyor. Bu yetmiyormuş gibi çıkıp bir müftü olacak zat fetva veriyor: Suriye‘de savaşan muhaliflerin cinsel ihtiyaçları vardır, bu ihtiyaşları gideren kadınlar cennete gidecektir….El-insaf….Salsana kendi karılarını, kızlarını….
 
Batılı insanların hayatı çoooook değerli-kıymetli, ekenomik çıkar ve menfaatleri için bizlerin hayatı kaç paradı acaba……!!!!!!!
Mustafa Dumlu

Please publish modules in offcanvas position.